Kapat

YOUTUBE ÇIKMAZDA! İÇERİDE NELER OLUYOR?

Anasayfa Timur Akkurt YOUTUBE ÇIKMAZDA! İÇERİDE NELER OLUYOR?

YouTube şüphesiz dünyanın en büyük video platformu. Büyük olmanın getirdiği ağır abi edasını anlıyorum. Fakat son dönemde bende yarattığı izlenim yaşlanmış, çaptan düşmüş bir ağır abi pozisyonunda. Bu arada şunu da söylemeden edemeyeceğim. Şimdiye kadar aldığı pek çok karar amacına hizmet etmemiş, başarısız bir yönetim sergilemiş durumda. Şimdi atıp tutuyorsun ama YouTube’a içerik üretmeye devam ediyorsun diyenleriniz çıkacaktır. Hemen cevap vereyim, cevabı çok basit bir soru bu!

 

Mevcut video platformalar maalesef insanların kabul ettiği mecralar olamadı. YouTube ilk olmanın verdiği avantajla kendine öyle bir yer edindi ki mecburen alternatifsiz olan YouTube kullanılmaya devam ediyor. Dolayısıyla bende içeriklerimi bu platformda yayınlıyorum.


Neler Oluyor?

 

Son dönemde YouTube üzerinde ciddi bir baskı var. Keşke bu baskı bundan beş yıl önce yapılsaydı. O zaman iş çok daha rahat çözülür ve şimdiye kadar evrimini tamamlamış olurdu. En kötü ihtimalle tamamlamak üzere olurdu. Dünyanın dev reklam verenleri; “Kardeşim o kadar para yatırıyorum sen reklamlarımı abuk subuk içeriklerin önüne arkasına yapıştırıyorsun. Bırak ürün satmayı markamın imajına da zarar vermeye başladın, bundan sonra sana reklam meklam yok” diyerek YouTube’a çok uzun zamandır hak ettiği ‘ayarı’ verdi. Çok haklı bir ayardı bu. Tahminim yıllık 1 milyar dolarlık bir odun gösterildi. Şimdi de onun yansımaları başladı.

 

YouTube yani aslında Google -hep yazmışımdır- başarısız bir yazılım şirketi. Başarılı oldukları tek konu olan boşlukları görüp zamanında uyanmaları ve hızlı adım atmalarının ekmeğini uzun süredir yiyorlar. bir konunun ekmeğini yiyorlar uzun zamandır. Geliştirdikleri algoritmaları reklamcılık dünyasına entegre etmeleriyle büyük bir gelir ve tabii ki ciddi bir büyüme sağladılar. Burada atlanmaması gereken bir detay var. Dijital dönüşümün başında bu işleri yapmaya başladıkları için zaten yaptıkları bir ilkti. Kıyaslanacakları bir model yoktu. Bu modeli yaratanlar onlar oldular. Dijital reklam dünyasının temellerini onlar attılar. Aynı modeli 2006’da 1,6 milyar dolara satın aldıkları YouTube’a da uygulayarak dijital video içerik endüstrisinin de reklam merkezi olmayı başardılar. O dönem batmak üzere olan YouTube, müthiş bir geri dönüşle günümüzdeki pozisyonuna geldi. Google zaten YouTube’u satın alırken yine doğru adımı atmış, geleceğin içeriği olarak videoyu görmüştü. Bundan tam bir yıl sonra YouTube iş ortaklığı kavramını hayata geçirerek en kritik doğru hamlesini de yapmış oldu. Hatta çok iddialı olacak belki ama bu aldığı son süper karardı. İşte o günden sonra büyük adımlarla alternatifsiz hale geldi. İçeriği başkaları üretiyor, tanıtımını başkaları yapıyor. YouTuberler aralarında anlaşarak birlikte içerikler üretiyor ve portalı hızla büyütüyorlardı. Onlar da işin doğasında gelişen bu olaylara kurallar koyarak eşlik ediyorlardı. “İki Youtuber birlikte iş yaparsa onları algoritma olarak daha görünür yaparım. Etiketleme sistemini iyi kullanırsan seni herkese gösterebilirim” gibi bir takım ‘duygusal’ algoritmalar geliştirmişlerdi. Neden duygusal onu da anlamak güç değil aslında, Google’ın geliştirdiği arama motoru sisteminin temelleri buydu. Yani dijital dünyanın olmazsa olmazı SEO dediğimiz şey. Bu etiketler, başlıklar ile biz Google’ın daha rahat para kazanmasını sağlamış oluyorduk. Yani aslında içeriği üreten de biz, o reklam göstersin diye etiketlemeye uğraşan da biz. Şahane bir dünya! Markaların ilk sıkıntı duydukları konu buydu aslında. Doğru yerde doğru kişilerin karşısına çıkamadıklarından şikayet etmeye başlamışlardı. Neyse bu konuyu ileride daha da derinleştireceğim. Konumuza dönelim, bunun karşılığında da YouTube içerik üreticilerinin videoları üzerinde reklamlar gösteriyor, bunun karşılığında da bize para veriyordu. Çok mantıklı bir işbirliği aslında. Sonra MCN denen kanserli sistem doğdu. “İçerik üreticilerinin haklarını aramaya, onlar için çalışmaya yemin ettik” diye ortalarda dolanmaya başladılar. Girenin çıkamadığı, çıkamadığı gibi üç kuruş parasını da kaptırdığı YouTube mafyaları oluşmaya başladı. Küçücük bir örnekle size mevzuyu anlatayım sonra ana konumuza döneriz.


MCN (Multi Channel Network) Ne İşe Yarar?

 

MCN popüler bir veya birkaç YouTuber ile anlaşır. Sonra “Aman ne şahane sistem bakın görüyormuşsunuz dev YouTuber arkadaşlar bizi seçti” der. Dev YouTuberlar aralarında video çeker daha da büyür. Bunu gören küçük ölçekli YouTuberlar da: “Ben de bu MCN ile anlaşıp ayım onların dev YouTuberları ile video yaparsam kanalım uçar” gibi hayaller kurar. MCN’in kafa avcıları ışık vaadeden içerik üreticileri ile önce e-mail sonra mümkünse yüz yüze görüşmelerle kendi ağlarına geçmeleri konusunda ikna eder. Bu operasyonu binlerce kez tekrarlar. Sonuç: mutsuz içerik üreticileri. “Türkiye’de ne kadar para dönüyor ki zaten YouTube’da” diye sorabilirsiniz. Sadece ayda 20 dolar kazanan binlerce kanal düşünün. Bu gelirin yüzde 45’ini iki yıl boyunca almak üzere MCN ile anlaştınız. Yani yaklaşık size 10 dolar MCN’e 10 dolar gibi bir hesap çıkıyor. Bünyesinde 5000 YouTuber barındıran bir MCN sadece Türkiye operasyonundan 50,000 dolar para kazanabilir. Rakamları minimumda tuttum farkındaysanız. Bildiğiniz gibi bu global bir iş. Dünyanın 10 ülkesinde bu tip bir operasyon kurgusu yaparsanız aylık 500,000 dolar gibi ciroya ulaşmak hayal değil. Bu parayı kazanabilirler ve benim buna bir itirazım yok. Benim kızdığım mevzu bu paranın karşılığı olan hizmeti vermemeleri. Bir çok büyük kitlelere sahip YouTuber arkadaşımızdan hala paralarını alamayanları bile var. Bırak bir hizmeti, hak ettiği geliri bile tahsil edememiş durumdalar. Yani MCN konusunda dikkatli olmak lazım, öyle İngiltere’ye seyahat, Hyde Park gezisi ile aklınız çelinmesin.


Dönelim ana konumuza; YouTube’a karşı ağa babalar ayaklandı. Zaten anca onların gücünün yeteceği bir operasyon bu. Biz yıllardır uğraşmamıza rağmen hiçbir şikayetimize kulak asmayan YouTube paranın uçtuğunu görünce hemen silkelendi. Haklarını yemeyeyim. Bir sorun için mail attığımızda hemen bize bir makale okumamızı tavsiye ettiler! Biz oku oku alim olduk ama onlar mailleri okuyarak bir tane çözüm üretmediler.

İzlenmek İçin Onurunuzu Kaybetmeyin!

Şimdi sözün özü YouTube en son açıkladığı kanal açılınca 10 bin izlenmeye kadar olan kısmı reklamlamayacağım diyor. Yani 10K olana kadar para yok. Kanal 10K izlenme olana kadar hesapta içeriği denetleyecekmış. Terör, nefret, insanları ırkçılığa vs. sevkedecek içerikler varsa eğer bu videoyu engelleyecek, kanalı ya kapatacak ya bir daha yapmaması için uyaracak. Arkadaşım bu ne saçma düzen! Kanal izlenmesi 10K olduktan ve iş ortaklığını aldıktan sonra içerikleri sapıtırsa ne olacak? Bu adamlar kanalım kapatılırsa korkusu olmayan adamlar zaten. Sahte hesaplarla istedikleri kadar kanal açar, içerik koyarlar. Akıl vermek gibi de olacak biraz ama Facebook üzerinden de bu videosunu başka bir konuymuş gibi göstererek reklamlayarak hızla izlenmesini yine sağlayabilir. Facebook da sorun çıkarsa “Ben de paylaşılan bambaşka konuydu, ben ne bileyim her yönlendirilmiş videoyu da izleyecek halim yok” deyip işin içinden çıkamaz mı? Pekala çıkabilir. Reklam verenleri koruyacağım diyerek aldığın bu kararın diğer yan etkilerini düşündün mü hiç?

Bunlar nasıl yan etkiler biraz da onlardan bahsedelim. İçerik kalitesi zaten son zamanlarda yerlerde olan bir platform olmaya başladı YouTube. Bunun sebebi yine aptal algoritması. Gençler, çocuklar baktılar slime, meydan okuma (challenge) videoları tutuyor bu tip videolar üreterek kendilerini göstermeye çalışacaklar. Zaten bunlar yapılıyor, siz bir düşünün ne kadar saçma sapan videolar izlemeye başlayacağız. Hatta bunun tadını iyice kaçırıp bir iki tane ‘Sözde YouTuber’ hayatını kaybederse o zaman kim hesabını verecek? Düşünsenize uçurumun kenarında sallanma challange’ı yapan iki tip izlenme rekoru kıracağız diye yardıracak. Abartmıyorum, bu videolara hazır olun. Hatta daha büyük saçmalıkları da göreceksiniz. Bir örnek daha vereyim. Geçen hafta Ekin bir video görmüş, linkini benimle paylaştı. İki yarım akıllı çocuk, hesapta bilgi yarışması yapıyorlar. Sorunun cevabını bilemeyenin ağzına diğeri gerçek köpek balığı ile vuruyor! İnanılmaz görüntüler gerçekten. Türkiye’de olan bir içerik bu arada. Köpek balığını vurdukça ağızları yüzleri kan oluyor, korkunç görüntüler. izlenme sayıları 288’di. Paylaşmadık tabii ki. İşin kötüsü de bu aslında kötü örnek diye bu videoyu paylaşsak deli gibi izlenecek ve özellikle KÖTÜ dediğimiz adamlar izlenmeleri gördükten sonra utanmadan aynı yarışmanın ahtapotlusunu çekecek. YouTube’da, özellikle Türkiye’de muazzam bir yozlaşma var. Bu yozlaşma 10,000 izlenme kuralıyla korkunç bir hal alacak. Üstelik büyükleri daha büyük, küçükleri de yok olmaya itecek. Bir kısmı için bu iyi bir gelişme olacaktır tabi ki ama genel anlamda olumsuz etkilerinin daha çok olacağını düşünüyorum. Bu arada Türkiye’de YouTube epey çoluk çocuk ortamına dönüşmeye başladı. Yine algoritma saçmalığı yüzünden trendlerde hiç abonesi olmama rağmen slime videoları, meydan okuma videolarından geçilmiyor. Bu yetişkinleri inanılmaz derecede YouTube’dan kopartıyor. Zaten zar zor gelmişlerdi. Şimdi ortamı gördükçe hem endişeleniyorlar hem de tiksiniyorlar. Bu yine reklam alma konusunda kriz geçiren YouTube’a bir ders olmalı. Alım gücü olmayanların izleme yaptığı bir platform olursan yıl sonunda kol saati kazanma ihtimalin çok yüksek olacak. Yurtdışında ki bu gelişmelerin etkilerini sen de çeyrek sonlarında görmeye başlarsın. Hem reklam vereni hem içerik üreteni küstürüyorsun. Bunun zararı sen dahil herkese!

Yorumlar

yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir