Bu hafta tamamen kendi görüşlerimi yazmak istiyorum. Katılıyorsanız ya da katılmıyorsanız lütfen bunu paylaşın, tartışalım isterim.

Son dönemde haber almak, bilgi almak hep “Artık çok kolay” diyoruz. Artık dememeliyiz bence. Sinir bozucu reklam pencereleri, yanıltıcı linkler, reklam değilmiş gibi yapılan paylaşımlar bu algıyı gerçekten çok bozdu. Biz bu akşam yayınlanacak radyo programımızda da bu konuyu konuştuk. Herkesin bu konudaki sıkıntısı açıkça görülüyor ki had safhada.

Dev gazetelerimizin internet sitelerine girdiğimizde gördüğümüz resim çarşı pazar kadar karışık. Ucuz görünümlü tasarımları, başlık stratejileri, reklam yayınlama şekillerine bakıldığında gerçekten vahim bir görüntü var. Farklı ülkelerde muadillerine baktığımızdaysa durum gerçekten büyük farklılıklar gösteriyor. Elbette içlerinde bizim haber içerikli sitelere benzeyenleri de var ama genel görünümleri, konumlarını da yansıtıyor diyebilirim.

Yavaş yavaş maddelerimizi yazalım….

Neden porno site tasarımları örnek alınıyor?

Öncelikle haber içeriklerinin olduğu sitelerde hangi haber tıklansın isteniyorsa onu gözümüze sokan o karışıklığın içerisinde dikkat çeken özellikle bir ya da birkaç tane haber oluyor. Önemsediğiniz ya da aslında bilmeniz gereken bir haberi algılamak için gözlerinizi kısmanız ve dikkatle sayfayı taramanız gerekiyor. Bu aşamayı geçtikten sonra sanmayın ki haberinizi okuyabileceksiniz. Tam yoğunlaştığınız sırada bir pencere açılıyor. Köşesinden kapatmak ayrı bir olay. Niye mi çünkü pencereyi kapatmaya yarayan çarpı işareti her an farklı bir köşede. Doğru köşeyi tutturamazsanız hoop başka bir sitedesiniz. Siz ne olduğunu anlamadan orada da bir pencere vs derken iki dakkanız gitti bile.

Diyelim ki başardınız, sıkılmadınız, sabrettiniz ve habere geri döndünüz. Bu kez karşınızda haber var, oh ne güzel dediniz. Farenizi kaydırdığınız anda bir gümbürtü kopuyor. Ok işaretinin geçtiği yol üzerinde bir pencere videolu sesli bir reklam ne olduğunu anlayana kadar bangır bangır size sesleniyor! Bu durum hele gece gece evde ya da sessiz bir ortamda, bir iş yeri de olabilir, öyleyse bütün gözler sizin üzerinizde ya da ev ahalisi ayağa kalktı bile “nooluyor” diye diye….

Yahu hadi videolu reklam hareket etsin ama o bağırış çığlık kıyamet ne! Gerçekten saygısızlık bu reklamlar. Bunun yanında yanlışlıkla tıklanan reklamlar ile internetteki bıraktığımız izlerimize bir yenisi daha eklendiği için artık çeşitli sosyal medya platformlarında, diğer sitelerde hep o reklamla yaşamak zorundasınız. Bu bir sorundu biraz uzun yazdım ama gerçekten illalah ettiriyorlar adamı….

İkinci sorun başlıklar….

Öyle birşey oldu ki!

Ne oldu anasını satayım, biri mi öldü? birisi mesleği mi bıraktı? kaza mı var? patlama mı? Böyle tuzak başlıkların sayısını yüzlerce yazabilirim. Üstelik bir de bunun Twitter, Facebook, Instagram yansımaları ile iş iyice çirkinleşiyor. Yaşadığımız ülke ve gündemi düşünecek olursak ister istemez o linklere tıklıyor ve ‘öyle bir şey oldu ki!’nin ne olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Sonuç; Öyle bir şey oldu ki! Falanca futbolcunun karısı fıstık yeşili arabasını beğenmemiş! Hadi buyur! Devam etmeyeyim bu madde gittikçe iğrençleşecek yoksa.

Bu kirlilik ve çirkinlik, adblock denen bir uygulama ile bir miktar azaltılabiliyor. Kesin çözüm değil ama etkili olduğu söylenebilir. Bunun büyük zararları da var tabii. Adam gibi içerik üreten ve üç kuruşluk reklam gelirleriyle ayakta kalmak isteyen masum, dürüst internet sitelerimizin ayakta kalma ihtimalini yok seviylerine çekiyor.

Reklam elbette olmalı. Hiç kimse “Siz sadece ücretsiz içerikler üretin ben de beleş beleş reklam görmeden okuyayım, izleyeyim” demiyor. “Ayarsız olmayın, okuyucunuza, izleyicinize saygısız olmayın” diyorum. Sizden ricam üşenmeyin New York Times intenet sitesine bir bakın. Onlar da bu işi yapıyor!  http://www.nytimes.com/

MediaCat dergisinde söyle bir haber okudum:

Google mobil siteleri uyarıyor

Kaliforniyalı teknoloji devi, rahatsız edici pop-up’lar kullanan mobil siteleri “cezalandırmaya” hazırlanıyor. Eylül 2015’te yaptığı bir duyuruda ziyaretçilerine mobil uygulamalarını yüklemeleri için tam sayfa ilanlar gösteren internet sitelerinin sıralamasını düşüreceğini söyleyen Google, salı günü yayınladığı yeni bir duyuruyla uyarısını bir adım ileriye götürerek mobil sitelerde kullanıcı deneyimini verimsiz kılan her türlü pop-up reklamı cezalandıracağını açıkladı.

Yayınladığı blog yazısında “Rahatsız edici reklamlar yayınlayan mobil sitelerde kullanıcı deneyimini, içeriğin derhal erişilebilir olduğu mobil sitelere kıyasla daha verimsiz oluyor” diyen Google, bununla birlikte, pop-up’lara yekten karşı değil: Ziyaretçilerin yaşını doğrulamak veya onları internet sitesinin cookie kullandığı konusunda bilgilendirmek amacıyla beliren pop-up’ların yanı sıra “ekranın makul bir alanını kaplayan” reklamlar Google’ın cezalandırmayı planladığı reklamlar arasında yer almıyor.

Niyeti ciddi olmakla birlikte, Google, internet sitelerine kendilerini yeni duruma hazırlamaları için zaman tanıyor: Kaliforniyalı teknoloji devinin hayata geçirmeyi planladığı değişiklik 10 Ocak 2017’dan itibaren geçerli olacak.

Bakalım ne kadar etkili olacak. Google, malumunuz siteler için çok önemli bir arama motoru. Eğer bir konu hakkında araştırma yapmak ister bunu Google’a sorarsa o sizi gösterirse sitenize insanlar gelir. Yoksa hayalet bir yayıncı olarak hayatınıza devam etmeye çalışırdınız. Yani kısa bir süre için…Çünkü ömrünüz fazla sürmez.

Yer sıkıntısı olmasa reklamcılık yeni dünyada nasıl olmalı konusunu da burada yazmak isterdim ama bir sonraki yazımda da bu konuya girelim diyorum. Haftaya Berlin IFA’da olacağız. Teknosafari.com ekibi olarak dünyanın en büyüklerinden biri olan tüketici elektroniği fuarına IFA’ya Sony Mobile’ın davetlisi olarak gidiyoruz. Size oradan çok yeni, sıcak sıcak teknolojik gelişme haberleri yapacağım. Sitemizden de takip etmenizi öneririm. Keyifli bir hafta sonu dilerim….

7 YORUMLAR

  1. Reklam işinin, firmanın itibarına doğrudan bağlı olduğu son zamanlarda ne yazık ki göz ardı edilmekte. Hele ki, şu “viral” denen türün ortaya çıkışından beri firmalar hem birçok etik kuralları atlıyor, hem de firmaya zarar verip vermeyeceğini düşünmeden ürün tanıtımı peşinden koşuyorlar. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” şeklinde düşünmeye devam edenler, birçok firmaya ciddi anlamlarda zarar veriyorlar. Bu konu aslında kriz iletişimi ile de doğrudan alakalı. Neticesinde firmalar, bu mantıkla ortaya çıkarılmış reklamların ardından çıkabilecek krizleri yönetebilecek bir iletişim ekibi peşinde koşmak zorunda kalıyor.

    Bir de işin internet üzerindeki boyutuna bakmak lazım. Bu tarafta internette reklamcılığın temeli olan “adwords” aslında bize bir çok şeyi açıklıyor. Hedef kitlenin ne şekilde seçileceği, reklamın konusu olan sektörün ne olduğu, hangi sektörlerde faaliyet gösteren sitelerin hedefleneceği gibi birçok seçenek sunuyor ki bunlar temel bilgiler. Ne yazık ki bu temel bilgiler üzerinde bile yapılan birçok yanlış görüyoruz. Ekin Kollama’nın da dediği gibi (tam ben yazacaktım walla tüm duygularımı dökmüş ortaya:)) oyun videolarındaki “hiç otel aradınız mı?” mevzusu şaşırtıcı. Düşünsenize bu reklam için ne büyüklükte bir bütçe ayrılmış, günde karşımıza kaç kere çıkıyor, ve insanın (özellikle benim) diğer firmadan sırf bu firmaya inat rezervasyon yaptırası geliyor. Bu firma, bu şekilde marka bilinirliğine ulaştı ama bir lovemark olma yolunda hareket etmesini bırakın, insanların bilinçaltına (subliminal mi, etik değil falan dediğinizi duyar gibiyim; eğer öyleyse soruyorum size viral nedir?) “bir otel rezervasyonu yapacağım ama nereden yapmam gerektiğini bilmiyorum; ama kesinlikle nereden yapmamam gerektiğini biliyorum” gibi bir mesaj bırakmayı başardı. Bu şekilde yaptıkları “marka iletişimi” ile sizce ne şekilde bir itibar kazanmış oldular? Tahmin ediyorum yakın zamanda bu konu akademik anlamda incelenip ilgili derslerde yerini alacaktır.

    Şu şok gelişme, flaş haber, öyle bir şey oldu ki türü özellikle haber sitelerinde olan başlıklara bir şey diyemeyeceğim. Yani tıklama peşinde koşmak için böyle rezil olmaya değer mi? Çok şükür “rss” denen bir kurtarıcımız var. Maazallah dediğiniz gibi 5 dakika bir haberleri gezelim diye hayatımızdan 1 saat çalmayı hak ettiklerini düşünmüyorum. Reklam gelirleri, içerik üretenler için tabii ki önemli ama gösterim alma hedefiyle takip edenleri bu şekilde zorlamayı doğru bulmuyorum.

  2. Yazının başında bahsettiğin olaylar gerçekten çok can sıkıcı, tıklayıp bakayım diyorsun çok alakasız bir şey çıkıyor, gel de sinirlenme… Adam gibi haber yapıp, adam gibi başlık atsalar olmuyor sanki. Facebook’ta çoğu kez karşılıyorum mesela bu tarz haber paylaşımlarının altına yorum yapıyorlar, böyle böyle olmuş tıklamanıza gerek yok falan diye ve o kadar çok ki bu tarz şeyler, gerçekten aşırı derecede can sıkıcı oluyor. İnsanları kandırmanın ne anlamı varsa yapıyorlar işte, bu resmen sahtekarlık gibi bir şey ya, reklam açılıyor kapatamıyorsun, sonra oraya buraya giriyor kendi kendine. Sırf bu yüzden adblockerı seviyorum ama dediğin gibi gerçekten düzgün yayın yapanlara yazık oluyor ve bunun yanında bazı sitelerde o da işe yaramıyor, sen değinmemişsin abi yazı da ama bazı siteler eklentiyi fark edipte içeriği göstermiyor, illa kapatacaksın yoksa açılmıyor sayfa. Son olarak google’ın yaptığı şeyde çok mantıklı gerçekten, çok iyi düşünmüşler, umarım biraz çözüm olur bu can sıkıcı konulara.

  3. Maalesef artık para kazanmak bilgi vermenin ötesine geçti. Google madem gereksiz reklamlara ceza kesecekmiş önce kendinden başlasın yada 30-40 saniye boyunca zorunlu reklam izlettirmenin amacını anlatsın. Bu işin sonunda kaybeden cebini düşünenler kazanan içerik üreten, bilgi paylaşanlar olacak.

  4. Kesinlikle her kelimesine Katılıyorum. Haber sitesine mi giriyoruz yoksa alışveriş merkezine mi belli değil. Her taraftan bir reklam her tarafta dikkat dağıtan şeyler. Hatalı başlıklar. Bir keresinde iran Amerikan savaş gemilerini bombaliyor diye son dakika haberi vardı. Haberin içeriği ise aynı gemilerin maketleri tatbikat amaçlı bombalanmasıymis. Bu yalan habercilik durdurulmali. Bana sorulacak olursa bence böyle siteleri denetleyen bir kurum olmalı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here