Selamlar, bu yazı benim hayatım boyunca yazdığım ilk köşe yazısı olacak ve bunu her pazar yapacağım. Aslında vlogger ya da YouTuber olmamızın getirdiği bir dijital medyaya inanç ile her zaman bloggerlık ve köşe yazarlığı kavramının eridiğine inandım. Blogger’lık için haklı çıksam dahi, köşe yazarlığı için haklı çıkmadığımı sanırım bu satırları yazan birisi olarak söylemem gerekiyor. Genellikle dijital medya konularında her zaman vizyonu ilk koyan taraf olduğumuz için teknoloji sitesinde de bir köşe yazısı kısmını ilk biz koyduk. Bence güzel de oldu.

Bize en çok sorulan soruların başında gelen “siz gerçekte ne iş yapıyorsunuz?” sorusuna bugün bu yazı ile kısa bir örnek vereceğim.

Hiç internette otel aradınız mı?” diye artık tüm Türkiye’ye gına getiren ve sadece YouTube’a milyonlarca TL reklam parası gömmüş (televizyon tarafını saymıyorum bile) ve bence hedefinden artık ciddi ciddi sapmış bir reklam var. Hepimiz biliyoruz. Bu marka gibi daha bir çok marka YouTube’da ya da internetteki başka platformlarda, senin benim izleyeceğim videoların önüne sürekli reklam koyarak daha çok rağbet göreceğine ve bir anda herkesin o markayı kullanacağına inanır. Hayır, sayın Trivago. Ben yine gidip Booking.com’dan işimi halledeceğim. Çünkü cidden bıktırdın. Ciddiyim. Ben sırf kendim görmeye dayanamıyorum senin reklamlarını diye YouTube’a video koymayı bıraktım.

“Peki bunun sizin yaptığınız iş ile ne alakası var?” Diyeceksiniz. Bunu; bizim sadece YouTube’a video koyarak yaşadığımızı, geçimimizi oradan sağladığımızı düşünen binlerce insan bilmiyor ama bizim Dijital Medya Danışmanlığı adı altında bir mesleğimiz de var.

Sosyal Medya Uzmanı kılıfına daha yeni alışmışken bu ne alaka? Hemen bi tarafınızdan meslek uydurmayın vs. bir sürü tepki verebilirsiniz. Ama bu gerçeği değiştirmez. YouTube gibi bir platforma milyonlarca lira para dökeceksen, “sol alta tıkla abone ol” diye boğmayacaksın, “15 saniye geçemeyecekleri reklam dayarız, nasıl olsa herkes görür markamız sevilir” diye düşünmeyeceksin. Daha bunun gibi berbat bir sürü örnek var. Aslında marka olarak tek yapmanız gereken, uzun süreli ve gerçek iletişim. Bu kadar basit.

Milyonlarca lira verip milleti kendinizden tiksindirmeden de gayet cüzi paralara (YouTube için konuşuyorum) güzel reklam yaptırabilirsiniz. İşte Dijital Medya Danışmanı sana bunu sağlar. Sana hedefin olması gereken YouTuber’ları bulur, hatta o YouTuber’ların aboneleri ile aralarında olan bağı koruyarak ona senin ürünün ile nasıl bir video çekmesi gerektiğini anlatır, hatta senaryosunu da yazar, vb. Sen marka olarak dersin ki, şu kadar bütçem var ve hedefim “markamız sevilsin.” “Markamız bilinsin” dersen, böyle 15 saniye geçilemeyen reklamları daya gitsin, yine biliniyor. Ortamlarda sakız oluyor “hiç otel aradınız mı” lafı. Herkes biliyor ama kimse markayı seviyor mu? Orasını bilemem. Ama “markamız sevilsin” diyen marka gelir danışır, reçetesini alır, bütçesinin ayarlamasını yapar ve doğru strateji ile işini halleder. 6 yaşındaki çocukların izlediği YouTube kanallarına “Hiç internette otel aradınız mı?” diye reklam vererek parasını çar çur ettirmez.

Neyse, ilk yazıdan lafı uzatmayayım. Ama her işin bir raconu var ve Dijital Medya ya da Yeni Medya neyse bu işin raconunu da bu işi yapanlar belirler. Twitter fenomenlerine, facebook hesaplarına saçma sapan “hashtag”li mesajlar yazdırarak, panel sahibi sözde twitter fenomenleri kullanarak “marka iletişimi yaptırdık” diyen dandik ajanslar değil. Haftaya tekrar görüşmek üzere, kendinize iyi bakın, hoşçakalın.

6 YORUMLAR

  1. Köşe yazılarında tavsiye kılıfı altında ahkam kesenlere ve işi bilmeyenlere dokunduran Timur Akkurt abimiz tatlı biberse sen acı bibersin:) Allah utandırmasın Ekin; Doğrucu agresifliğin devamını dilerim.Başarılar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here