Memleketimizin en güzide ve yüksek değerler ile faaliyet gösteren kurumlarının başında yer alan RTÜK’ün bunca zamandır çağı tam yakalayamamış olmasından dolayı duyduğum endişe tam da 1 Ağustos’ta, yaz sıcağınının ortasında serin sulara kendimi bırakma hayali kurarken son buldu.

Bir anda kendimi RTÜK’ün bu dijital dönüşüm atılımını izlerken buldum. Steve Jobs’un dönüşümü gibi RTÜK de iRTÜK yani İnternet Radyo Televizyon Üst Kurulu’na dönüşümünü gerçekleşterir iken her kafadan bir ses çıkıyor, dezenformasyon bulutları arasında kaybolur gibi hissediyordum ve tabii ki dayanamayıp “nasıl oluyor da oluyor?” diye araştırma gereği duydum.

Yönetmelik Kimleri Etkileyecek?

Bir kere bilmeniz gereken 4 tip yayın lisansı var:

  • Radyo yayıncıları için INTERNET-RD (10.000 TL)
  • Televizyon yayıncıları için INTERNET-TV (100.000 TL)
  • İsteğe Bağlı Yayın Hizmeti sunan firmalar (Netflix, Puhu TV, Blu TV, Amazon Prime, YouTube Premium vbg) için INTERNET-İBYH (100.000 TL)
  • Ve son olarak İnternet Yayın Platform İşletmecisi lisansı. Bu lisansı alması gereken kurumları tanımlarken öyle bir ifade kullanmışlar ki Youtube, Twitch, Mixer ve hatta Periscope(Scope) gibi canlı yayın altyapısı sunan firmalar, İnternet Servis Sağlayıcıları, canlı yayın araçları sağlayan CDN gibi kuruluşlara kadar kapsayacakmış gibi hissettim ama bu benim hissim, yanılıyorumdur muhtemelen (Madde 4.1.m) (Bu lisansın bedeli 100.000 TL ve yıllık net satışlarının %0,5’ini de RTÜK’e ödeyecekler)

Bir de tematik olarak tele-alışveriş yayını yapıyor iseniz almanız gereken lisansı alırken bedelinin 5 katını ödemeniz gerekiyor. Bence 5 yetmez 15 kat olsun çünkü çok dandik malları çok yüksek fiyatlara satan bu kurumlar çok kârlı işletmeler olduklarından devletimize ne kadar para ödeseler az gelir benim gözümde.

Bu lisansı almak isteyenlerin Türkiye’de bir Anonim Şirket kurması şart. Eğer lisans almadan yayın yaptığınız tespit edilirse bu yönetmelik vesilesi ile yayını yapan kurumun yönetim kadrosuna cezai yaptırım ve yayınlara erişim engeli yolu açılıyor.

Yani kısacası “Netflix kuracak şirketini, mesul müdürü de atayacak, gerekirse ona ceza verecek düzenlemeyi de beraberinde getiriyorum hiç endişeniz olmasın” diyor RTÜK. Ben o yabancı şirketlerin yerinde olsam Türkiye’de hemen şirketimi açar en kıymetli yöneticilerimi de bu ceza riskini taşıyacak şekilde hazırlar memlekete gönderirdim. Tabii bu yine kendi bilecekleri bir iş.

Öte yandan şayet Türkiye’de diğer ortamlardan yayın yapan yerli ve millî bir yayın kuruluşu (TV, radyo falan) iseniz bu yayının URL’sini vermeniz yeterli görülmüş (mesela aHBR adlı muhteşem ulusal haber yayın kuruluşumuz).

Son olarak… listede yer almayanlar kimler? Tabii ki YouTuberlar! Onlar için atılması gereken bir adım yok ancak YouTube bu konuda kapsam dahilinde midir değil midir? Bunu da son bölümde ‘sorular’ başlığında bulabilirsiniz. Gelecekte en çok tartışılan mevzulardan biri de sanırım bu olacak.

Pekiyi Kardeşim Nasıl Olacak Bu işler?

Şöyle olacak güzel kardeşim; mesela bu kurumlar artık hem 5651 hem de 6112 ile uyumlu olmak zorunda kalacaklar. 5651’i bir hatırlayalım, hani şu çıkmadan az evvel Dünyanın en büyük sansür karşıtı yürüyüşlerinden birinde protesto ettiğimiz şu meşhur kanun var ya? Onda yer alan katalog suçlar nelerdi?

  1. İntihara yönlendirme
  2. Çocukların cinsel istismarı
  3. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma
  4. Sağlık için tehlikeli madde temini
  5. Müstehcenlik
  6. Fuhuş
  7. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama
  8. Ve Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar

Hepimizin kötü, pis, iğrenç, toplumda yer almaması gereken konular olduklarına kalıbımızı basacağım bu başlıkların tanım eksikliği ve muğlaklığına dayalı esnek kullanımı sonucu bugün Türkiye’de Wikipedia, Imgur falan yıllardır engelli. YouTube ise 2 sene kadar kapalı kaldı ve bir daha kapanmamak için devletimize gerekli tavizleri verdi de geri geldi. Twitter bugün halen açık ise talep üzerine pek çok insanın Twitter hesaplarına Türkiye’den girilmesini engelleme yetkisi verdiği için açık. Halen maç saatlerinde Periscope’tan bir yayın izlemek için tek şansınız VPN. Ve fakat biz endişelenmeyelim, devletimiz neylerse güzel eyler diyelim.

Ya da endişelenelim… mesela Netflix’te pek çok filmde bana göre hiç sorun yokken yan mahalledeki softaya göre müstehcenlik yer aldığını düşünüp endişelenebiliriz.  BluTV’de Behzat amirimin alenen markalı markalı bira içmesi hiç derdim değilken diğer yandaki mahalledeki Yeşilay dernek başkanı bunun çok berbat bir şey olduğunu düşünüp RTÜK’e gidebilir. Bunları düşünürsek bu maddelerden platformların dayak yiyip yemeyecekleri merak konusu.

Daha bitmedi… yönetmeliğin icra edilebilmesi için gerekli tüm sorumluluk da yine lisans sahiplerinde. RTÜK’ün yayınları izlemesi için gereken her türlü ortamı sağlamak zorundalar ve bunlara donanım, yazılım, RTÜK’ün dilediği sayıda abonelik hakkı da dahil.

Koruyucu sembol uygulaması da bekleniyor ancak bunlar INTERNET-IBYH için bağlayıcı değil. Madde 21’e göre çocukların korunması için INTERNET-IBYH firmaları çocuklara üyelik açmaz ve çocuk erişimi ile ilgili kısıtlamalar getirirler ise bunu yapmak zorunda kalmayacaklar gibi gözüküyor.

RTÜK’ün Araştırması ve Başkanın Görüşü

Şimdi bunca tantana içinde tabii ki ülkemizin en eski ve köklü kurumlarından olan Anadolu Ajansı’na görüş bildiren RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in görüşlerine yer vermeden geçemezdim. Sayın başkan halkın %70.4’ünün İnternet üzerinden yapılan yayınlarda denetim yapılmasını istediğini ifade ediyor. Yine Sayın Şahin’in görüşüne göre yapılan eleştiriler eksik bilgiye dayalı ya da iyi niyetli olmayan ön yargılı muhalif faaliyetler. Kendisi bu yönetmelik ile hedeflenenleri ise şöyle değerlendiriyor:

  • Haksız rekabetin önüne geçilmesi
  • Özellikle yabancı yayın kuruluşları ülkemizde resmiyete kavuşacak
  • İlgili kuruluşlara lisans satışı yapılacak
  • Kuruluşların yönetmeliğe aykırı faaliyetleri ile ilgil lisans iptali ve yayın durdurma gibi yaptırımlar belirlenecek
  • Ve kurumların çocukları koruma görevi garanti altına alınacak

Başkanın ‘halkın %70.4’ü denetim istiyor’ görüşünün dayanağı ise RTÜK tarafından yapılan 2018 tarihli Televizyon İzleme Eğilimleri Araştırması.

Grafik 53

Hakikaten bu araştırmanın 166. sayfasında yer alan bilgilere (Grafik 53) göre yanıt veren 2255 kişinin %70.4’ü denetim olmalı yanıtını vermiş. Ancak bu tek başına anlamlı bir sonuç doğurmuyor zira aynı araştırmanın 148. sayfasına baktığımızda soruyu yanıtlayan 2255 kişinin sadece %5.7’sinin (yani 129 kişinin) İnternet üzerinde yayın yapan platformlardan en az birine üyeliği olduğunu görüyoruz.

Grafik 55

Araştırmanın içinde platformlara üyeliği bulunan 129 kişiden 85’i, yani %65,9’unun, denetim olmalı dediğini de görmek mümkün. İlerleyen sayfalarda RTÜK’ün yaptığı “Eğitim Düzeyi ile İnternet Üzerinde Yapılan Yayınların Denetimi Hakkındaki Görüşlere İlişkin Uyum Analizi” tablosunu da sizin takdirinize bırakarak paylaşıyorum.

İsmini Vermek İstemeyen Uzmanımızın Görüşleri

Tabii hukuk benim alanım değil ve bir hukukçuya danışmadan da edemezdim. Kendisinin ismini paylaşmayacağım ancak konu ile ilgili liyakatini sorgulamanın fermana mahsus olacağını bildiğim kaynağımın uzman görüşüne göre mozaik endişemizin olmaması gerekiyor.

“Nasıl yani?” dediğiniz duyar gibi oluyorum (bir anda romancıya dönüştüm)

Sevgili ve saygıdeğer uzmanımıza göre TV’lerde gördüğümüz içki şişelerindeki çiçek-böcek-bulandırma tarzı faaliyetler aslen bir çeşit oto sansür. Kendisi örnek olarak uydudan yayın yapan platformların kendi kanallarında hiç bu tip bir oto-sansürün olmadığını ifade etti. Sigara mozaiklemenin ise tamamen Sağlık Bakanlığı’ndan gelecek bir cezanın önüne geçmek için olduğunu ifade etti.

Son olarak da zaman bazlı değil çocuk erişimi bazlı engelleme olduğu için yönetmeliğin 21. maddesine atıfta bulunarak “ben bir sansür veya kesinti geleceğini düşünmüyorum ama tüm yasalar gibi keyfi uygulamalara da gidilebilir” diye de ekledi.

Bizde Böyle, Peki Yurt Dışında Nasıl Bu İşler?

Bu satırlara kadar gelen çoğu okurun en temel derdinin İBYH’ler olduğunu düşünerek bu konuda Netflix’in yaşadıklarına değinmeden de konuyu kapatmak istemedim.

Avrupa Birliği’nin Netflix’ten içerikle ilgili en önemli talebi sanırım %30 oranında AB yapımlarına yer vermeleri oldu. Bunun dışında Stranger Things dizisinde yer alan aşırı miktarda sigara tüketimi de sivil toplum örgütlerince yoğun eleştiriye tutulunca Netflix’in geri adım atacağı yönünde açıklamada bulunda ve sigara tüketimi ile ilgili bilgilendirici metinlerin yayınların girişine yerleştirileceğini duyurdu.

İngiltere’de ise BBC yönetimi ‘regülasyonun Netflix ile rekabeti engellediğini’ ifade ederek devletin kendilerine uyguladıkları sıkı denetimleri esnetmesini talep etmişti. İçeriklerini yeterince hızlı yayına alamamaktan yakından BBC Başkanı Sir David Clementi ‘bize az rahat verin da bunlarınan rekabet edemiyoruz’ tadında bir açıklamada bulundu.

Netflix’in İngiltere’de bir sansür uygulamasına tabî olma durumu tabii ki yok ancak Malezya, Tayland gibi ülkelerde devlet eliyle engellemeye varacak durumlara düştüğünü de söylemek lazım. Hindistan’da ise pek çok benzer platformla beraber oto-sansür uygulamasına gideceklerini de duyurdular.

Son olarak Türkiye’nin en ünlü köşe yazarlarından birinin Netflix başkanı Reed Hastings’in ağzından yazdığı ifadeleri hatırlayalım: “Türkiye’yi konuşuyorsak öyle bir endişem yok. Biz Suudi Arabistan’da varız, Pakistan’da varız. Yani oralarda sorun çıkmayacak da Türkiye’de mi çıkacak? Böyle bir şey düşünemiyorum…”

Sözün Özü, Kısaca, TL;DR

1 Ağustos 2019 tarihinde yayınlanan yönetmelik ile RTÜK’ün yetki alanı İnternet’e doğru genişlerken bizim mahalle çok karıştı. Hayattan keyif alanı gitgide daralan biz azınlık tayfa, bu yeni adım ile ilgili endişeler taşıyoruz. Bu endişelerimiz de çok afedersiniz ama iki tane meme üç tane sigara bir şişe fermente üzüm suyu görmek ya da sokaklarda beterini duyduğumuz galiz küfürleri duymak değil. Derdimiz bir eseri izlerken onu çekenlerin görmemizi istediği şekliyle görebilmek. Çevre mahallelerin ahlak çizgilerine karışmıyoruz ama kendi ahlak çizgimize karışılacak diye de ödümüz kopuyor kıymetli RTÜK ve saygıdeğer Başkanı Ebubekir Şahin. Eklemek istediğiniz, yanlış yorumladığımızı düşündüğünüz noktalar varsa onları belirtmenizi ve seve seve yayınlayabileceğimizi de söylemek isterim.

Sorularım(ız)

  • 5651’e uyulması gerekiyor olması Puhu TV / Blu TV / Netflix / Amazon Prime / YouTube Premium gibi platformlarda geleneksel TV yayınlarındaki türden mozaik/çiçek/bip tipi sansürü ve sahne kesintilerini de beraberinde getirecek midir?
  • Yüksek lisans bedelleri ile çoğulculuk nasıl sağlanacak, haksız rekabetin önüne nasıl geçilecektir?
  • YouTube gibi platformlarda düzenli yayın yapan küçük ölçekli yayıncıların bu yönetmelikten etkilenmesi söz konusu olabilir mi?
  • Gelecekte milyonlarca takipçisi olan YouTube kanal sahiplerini de denetlemeyi düşünüyor musunuz?
  • Medya hizmet sağlayıcılarına İnternet Servis Sağlayıcıları, CDN’ler, Amazon-Microsoft gibi cloud platformları ile Periscope, YouTube, Facebook, Instagram ve daha nice adını sayamadığım sosyal platform da dahil midir?
  • Ve en önemli sorum: hiçbir dijital platform üyesi olmayan kardeşim, neden benim izlediğimle ilgili denetim olsun istiyorsun? 🙂

Dipnot: bu yazıyı yayına hazırladığım sıralarda Ankara Barosu RTÜK’ün ilgili yönetmeliğinin Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluna başvurulması talebiyle Danıştay’da dava açtı. Süreç devam ediyor.

Paylaş