TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası’nı ilk ziyaretimi 2011 yılında, üniversite birinci sınıfta mühendisliğe giriş ders içeriğindeki teknik bir gezi kapsamında gerçekleştirmiş, dünya standartlarının da üzerinde üretim yapan milyon metrekarelik dev tesisin havasını ilk kez o zaman solumuştum. 1969’da temelleri atılan, 1971’de ilk ürününü, yerli üretim otomobilimizi banttan indiren ve geçtiğimiz yıl 50. yılını kutlayan bu tarihi mekanın ekonomimiz ve sanayimiz için olan öneminin farkına ilk kez o zaman varmıştım. O zamana kadar TOFAŞ benim için ülkemiz yollarında en sık rastlanan, (hastaneden eve 92 model sıfır kilometre beyaz renk bir Şahin ile götürülerekten) içine doğduğum ve çocukluğumu geçirdiğim otomobilin üreticisinin isminden ibaretti.

Lisans öğrenimimdeki değerli hocam Orhan Behiç ALANKUŞ’un da kurulum safhalarına öncülük ettiği Ar-Ge merkezinin 1994’teki ilk halinden, Doblo ve sonrasında Egea projesi öncesi yetkinlik düzeyinin nasıl arttığına, yapılan yatırımlarla ve gelişen yerel bilgi birikimiyle ne seviyeye geldiğine 2011’deki gezide sürecin içinde yer alan çok değerli isimlerin aktardıklarıyla vakıf olmuştum.

AR&GE’nin kalbi, kalp atışlarının bile duyulduğu yer: Sessiz Oda

Ülkemizdeki en gelişmiş NVH (Noise, vibration and harshness) / (Gürültü, titreşim ve sert kullanım) laboratuvarlarından birini barındıran TOFAŞ AR-GE bu odaya Sessiz Oda ismini vermiş çünkü 250 metrekare genişliğindeki yankısız odada durağan haldeyken 17 dB(A) ses seviyesi ölçülüyor. Türkiye’de bu büyüklük ve kapsamda yalnızca Tofaş’ta bulunan ve hatta Avrupa genelinde otomotiv testleri için kullanılan en sessiz yarı-yankısız odalardan biri olan Sessiz Oda, biz kullanıcıların en çok dikkat ettiği sessizlik ve sarsıntısızlık konularında kaliteyi azami seviyeye taşımaya katkı sağlıyor.

ELEKTRİKLİ DOBLO PAZARDAN ÖNCE HAZIR

2019 yılı itibariyle otomotiv ve teknoloji basını mensubu olarak bir kez daha ziyaret etme fırsatı yakaladığım TOFAŞ Bursa fabrikasına doğru olan yolculuğuma çıkmadan önce ne gibi yeniliklerle karşılaşacağımı ben de bilmiyordum. “Acaba makyajlanacak Egea’ya dair bir şeyler görür müyüm?”, “Ticaretin kardeşleri Doblo ve Fiorino’da önemli bir yenilik görür müyüm?” düşüncelerim, “yeni Ar-Ge” olarak anılan mekanda açıklığa kavuştu.

Ön kaputu açık vaziyette sergilenen Doblo Cargo Maxi şasili modelin motor bölümünde MultiJet dizel veya MultiAir benzin motoruna benzemeyen farklı parçalar görülüyordu; içten yanmalı motorlarda rastlanmayan bir takım devreler ve turuncu renkli kalın kablolar bu aracın TOFAŞ Ar-Ge’nin yola çıkarmak üzere çalışmalarına hız verdiği elektrikli Doblo olduğuna işaret ediyordu. TOFAŞ’ın gururla tüm dünyaya Fiat Doblo ve RAM ProMaster City ismiyle sunduğu hafif ticari aracı elektriklenmeye hazırlanıyordu!

İlk nesil Doblo’dan beri gerçekleştirilen elektrikli araç geliştirme çalışmalarının son ürünü olan yeni prototipler, 111 HP güç ve 220 Nm tork üreten elektrik motoruyla donatılmış. 30 kW/saat’lik Lityum-Ion bataryası sayesinde 210 km’ye kadar sürüş menzili sunan elektrikli Doblo, şu an için ülkemizde Renault Kangoo tarafından ilk örneklerini gördüğümüz elektrikli hafif ticari pazarının yeni oyuncusu olmak üzere ilk müşteri testlerine gönderilmiş bile.
Fabrika ziyaretimizde üretim araçlarının test edildiği pistte kullanma şansı elde ettiğimiz prototip Elektrikli Doblo, elektrikli araçların getirisi olan yere yakın ağırlık merkezi ve anında yüksek tork sayesinde binek otomobil sürüş karakteristiğine kavuşmuş. Elektrikli Doblo iş alanı şehiriçi kısa mesafeli yük ve insan taşımacılığı olan işletmelerin yakıt ve bakım maliyetlerini epey azaltmalarına yardımcı olabilir.

GERÇEK SANAL GERÇEKLİK

Elektrikli Doblo şaşkınlığı üzerine bir de günümüzün çok konuşulan ancak bir türlü etkili şekilde kullanılamayan teknolojik atılımı sanal gerçeklik odası geldi. TOFAŞ Ar-Ge süreçlerine dahil edilerek son derece faydalı şekilde kullanılan sanal gerçeklik odasını görünce kendimi bir an için Türkiye değil de FCA’nın Detroit veya Torino’daki merkezlerinden birindeymiş gibi hissettim. Süper bilgisayarlardaki modellemeler ve analizlerle desteklenmiş tasarım süreçleri, bu teknoloji sayesinde ürünü fiziken üretmeden, pahalı prototip süreçlerini atlayarak ve üretim bandına getirmeden görme ve deneyimleme imkanı sağlıyor. Üretimde FCA Grubu bünyesindeki tesisler arasında ‘Gold Class’ sertifikalı TOFAŞ, mühendislik ve ürün geliştirmede de altın sınıfta yer alma yolunda emin adımlarla ilerlediğini bir kez daha gösteriyor.

Tüm bu teknik, teknolojik gelişimin ardındaki insana ve emeğe verilen değer de TOFAŞ fabrikasında dikkatimi en çok çekenlerden biri oldu. Bir ağır sanayi tesisinden daha çok endüstriyel tasarımlı sanat yapıları ve tesisleriyle bir eğitim kampüsünü andıran yerleşkenin güneyine yapılan yeni sosyal tesis binası ve Mustafa Vehbi Koç Spor Salonu, burada çalışanlara, ailelerine ve Bursalılara gösterilen hürmetin anıtları olarak inşa edilmişler.

AR&GE İHRACATI

Saniyelerin önem arz ettiği üretim alanlarındaki hızlı turumuzun ardından öğle yemeği için TOFAŞ yönetiminin en üst kademesi ve CEO Cengiz Eroldu Bey ile bir araya geldik. Sohbetimizin ana gündem maddesi ekonomik durgunluk ve daralmanın otomotiv sanayine yansımaları ve daralan iç pazar ile ihracata yoğunlaşan yeni planlamalar oldu. Türkiye’nin en çok satan otomobili Egea’nın bandından çıkan her 100 otomobilden 20’sinin iç pazarımıza, 80’inin dış pazarlara gönderilmesinin TOFAŞ’a döviz girdisi anlamında önemli bir katkısı olurken, üretimdeki varyasyonların artması beraberinde yeni zorluklar getirmiş. Bu zorlukların aşılması için 2018 yılında Ar-Ge’ye 2015, 2016 ve 2017 yıllarındaki rekor harcamaların bir benzeri yani cironun yüzde 3’ü ayrılarak yatırım yapılmış. Bunun karşılığı olarak TOFAŞ artık otomobil ve ticari aracın yanında mühendislik de ihraç etmeye başlamış. 2018 yılında 10 milyon euroluk mühendislik ihraç edilmiş.

Cengiz Eroldu: “Egea mimarili bir SUV olabilir”

TOFAŞ’ın yakın gelecekte kârlılık oranını daha da artırmasını beklediğim, Egea altyapılı bir Crossover / SUV modelini TOFAŞ CEO’su Cengiz Bey’e sormadan geçmedim. Cevabı şöyleydi: “Avrupa ve Türkiye’de talep bu yöne (Crossover ve SUV modellerine) doğru gidiyor. Tabii ki bizim de bu konuyu bundan sonra muhakkak değerlendirmemiz gerekir. Egea’nın mimarisi çok yeni. Böyle bir çalışma söz konusu olursa Egea mimarisi olabilir.” 
Fiat Avrupa ürün gamında Polonya’da üretilen 500X var ancak istenilen satış rakamlarına ulaşamadı, Jeep Renegade’in gölgesinde kaldı. Fiat’ın bir diğer Ar-Ge üssü olan Brezilya’da Güney Amerika’nın çetin arazi ve yol koşulları için geliştirilen kompakt Crossover / SUV modelleri var ancak TOFAŞ Ar-Ge’sinin geliştireceği yeni bir model, Egea’nın SUV’u hepsinden iyi ve küresel çapta satış başarısı elde edecek bir model olacaktır.

Paylaş