Çalışmamız İçin Ofise Gelmemize Gerek Yok


Selamlar! Bu haftaki köşe yazımda ben ve benim gibilerin yani Y kuşaklarının temel sorunlarının birisinden bahsedeceğim. (Bu arada bilmeyenler için belirteyim 1980 – 2000 arasındaki doğan kuşak Y kuşağı olarak adlandırılıyor.)

Şimdi yazdığım başlık size saçma gelebilir ama şu anda bu Y kuşağının ilk temsilcileri 35 yaşlarında ve çalışma hayatında çoktan bir yere gelmiş insanlar. Şu anda X kuşağına bağlı Y kuşağı çalışanların oranı %38 iken bu sayı 10 sene sonra %58’lere çıkacak ve artık tüm çalışma düzeni, vizyon ve anlayış tamamen Y kuşağının kurallarına göre şekillenecek. Yani bizim koyduğumuz kurallara göre.

Y KUŞAĞI, YANİ BİZ KİMİZ?

X kuşağı bizi “saygısız”, “sabırsız” ve “tembel” olarak nitelendiriyor. Saygı konusuna kısaca değineyim sonra diğer konuları ele alacağım.

SAYGI

Öncelikle X kuşağının “saygı“dan kasıtları yaş. Nedense yaşı büyük olan herkese saygı duyulması gerektiğine inanıyorlar. X kuşağı’ndaki körü körüne bağlılık “aman o senin büyüğün yapma etme, sesini çıkarma, ayıp” gibi şeyler biz Y kuşaklarında yok. Sebebi ise oldukça basit; “Çünkü saygı hak edene gösterilir yaşça büyük olana değil.” Yani biz yaş konusunu değil tamamen karakter konusunu ele alarak saygı gösteriyoruz.

SABIRSIZLIK

Gelelim sabırsızlık konusuna. Sene olmuş 2016; interneti iki dakika yavaşlayınca ortalığını birbirine katanlar, kırmızı ışık yeşile döner dönmez önündeki arabaya korna çalan insanlar bize çok “sabırsız” demiyor mu; hakikaten sinirlerim bozuluyor. Çünkü bizce iyi bir şey olacaksa hemen olmalı ertelendikçe belki daha iyi şeyler çıkabilir ona göre durumu güncelleriz ya da değiştiririz durumu mevcut. Yani bir işe girince bir yıl da çalışabiliriz, iki yıl da, ömür boyu da ama o işin yeniliklere açık olması ve sürekli kendini geliştirerek ilerlemesi lazım. Bir iş yapılacaksa hemen yapılmalı ya da yapılmamalıdır. Bizce sebebi ise çok basit X kuşağının da ataları bunu yıllar önce söylemiş; “Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye“. Beklemeye gerek yok yani.

TEMBEL

Benim en çok taktığım ve piyasanın hakikaten kanayan yarası olan bir durum, aynı zamanda yapılması gereken bir iş var o iş yapılıyor ve bu kişinin kendisini beslemesi gerekiyor. Bu facebook olabilir, bir makale olabilir, twitter olabilir, ekşi sözlük, bunlarhepbilgi.com (reklam bak bu) olabilir. Ama yarın öbür gün senin tembel dediğin adamlar seni ve şirketini o senin tembellik ettiğini düşündüğün bir anda edindiği bir bilgi ile kurtarabilir. Tabii ki de bizim hepimiz böyleyiz, çok iyiyiz, çok çalışkanız demiyorum. Yanlış anlaşılmasın, kuşağın genel özelliklerinden bahsediyorum. Y kuşağı sevmediği işte en başarısız olan kuşaktır bu arada. Bir işi sevmiyorsa yapmaz, yapamaz. Ama Türkiye şartlarında maalesef iş seçme şansları olmadığı için insanlar her pazartesi twitter’a “pazartesi sendromu”, “yine pazartesi :'(” yazıp duruyorlar.

Y kuşağı sevdiği işi yapma konusunda tutkulu ve çalışkan bir nesildir (kendimden biliyorum) sevmiyorsa Y kuşağını yollayacaksın elbet o işi seven bir Y kuşağı denk gelecektir. Emin ol çok çok daha fazla verim alırsın o insandan. Çünkü Y kuşağı X kuşağı gibi “işimi yapayım da maaşım yatsın” diye düşünmez. “Nasıl kendimi geliştirebilirim?”, “Nasıl zirveye oynayabilirim?” diye düşünür.

KİŞİSEL GELİŞİM!

2011 yılında 75 farklı ülkede yapılan bir araştırmada yeni mezunlara işini seçme sebebi sorulduğunda “çalıştığı şirketin kişisel gelişime yaptığı yatırım” en popüler cevap olmuş. Kişisel gelişim, Y kuşağı için pozisyondan, ücretten ve hatta iş güvencesinden çok daha önemli.

Kişisel gelişimden kasıt ne?

Yeni mezunlara bu soru da sorulmuş ve özetle iki kelime cevap alınmış; “Yönetici” ve “Rotasyon”. Y kuşağı bağlı olduğu yöneticinin kendisini geliştiremeyeceğine inandığı anda artık ona tahammül edemiyor. Gerçek bir liderlik ve vizyon görmek istiyor bunlar olmayınca da başka işler aramaktan çekinmiyor. Kafasına uymayan bir yöneticisi varsa çalıştığı şirketten ayrılmaktan hiç bir zaman çekinmiyor Y kuşağı.

Rotasyon ise “iş yerinde sürekli aynı pozisyonda çalışmayayım bir gün şunu öğreneyim bir diğer gün bunu. Kendime sürekli katkıyı ancak bu şekilde sağlayabilirim” düşüncesi. Y kuşağı ne kadar farklı sektörde iş yaparsa o kadar donanımlı ve kendini geliştirmiş olur.

YAZININ BAŞLIĞI İLE ALAKAYI BURADA KURUYORUM

Konu hakkında o kadar çok şey yazmak istiyorum ki, aslında yazma amacım olan noktayı kaçırıyordum az kalsın. Şimdi yukarıda yazdıklarımdan Y kuşağını az çok da olsa anladınız ya da zaten kendinizden biliyorsunuz. Zaten meşhur “Google’ın Ofisi!” gibi haberleri hepimiz biliyoruz. Çalışanlar kendilerini nasıl rahat hissederlerse öyle çalışıyorlar. Tepelerinde ustabaşı gibi bir tane müdür, yönetici gibi bir kimse yok. Herkes işini yapıyor çıkıyor PlayStation oynuyor kafasını dağıtıyor geri geliyor yine işini yapıyor. İşte bunlar hep Y kuşağının getirdiği ve çalışma ortamına adapte olabilmesi için yapılmış şeyler.

Hatta bazı işler için Y kuşağının ofise gitmesine de ihtiyacı yok. Gördüğümüz haber siteleri, içerik siteleri ve aklınıza gelebilecek daha nice sektörde bence bir ofise ihtiyaç yok. Sadece sorumluluk sahibi Y kuşağından elemanlarla Skype üzerinden toplantınızı yapıp, işlerinizi halledebilirsiniz. Sabit bir yer masrafından kurtulursunuz ayrıca Beylikdüzü’nde oturan bir Y kuşağının da Kadıköy’e gelene metrobüste bütün enerjisinin emilmesini önlersiniz. Yani yola harcayacağı vakti işine ve kendi yaşamının kalitesini artırtmaya harcayan bir çalışan çok daha verimli olacaktır.

Buradan X kuşaklarına sesleniyorum! Eğer ki firmanızın, şirketinizin büyümesini ve gelişmesini istiyorsanız. Ya da kafa olarak kendinizi geliştirip işsiz kalmak istemiyorsanız böyle yeniliklere açık olun. Kafası rahat çalışan en iyi ve en verimli çalışandır.

Yorumlar

yorum

BU YAZIYA EMOJİ İLE TEPKİ VER

Alkış Alkış
4
Alkış
Beğendim Beğendim
1
Beğendim
Beğenmedim Beğenmedim
2
Beğenmedim

Çalışmamız İçin Ofise Gelmemize Gerek Yok

log in

Captcha!
Üye olmak ister misin?
sign up

reset password

Geri
log in

sign up

Captcha!
Geri
log in
Choose A Format
Trivia quiz
Poll
Story
List
Video
Image