Bu hafta bildiğiniz üzere Berlin IFA fuarındaydık.

Tüketici elektroniği dendiğinde akla gelen iki fuardan bir tanesi IFA. Birincisi tabi ki Amerika’nın Las Vegas şehrinde yapılan CES. Son dönemde fuarlar önemini yitiriyor haberlerini çok sık duyarsınız. Hatta ülkemizde yıllardır yapılan Cebit fuarı da bu yıl yapılamıyor. Asya’yı çok saymıyorum, Avrupa kıtasında IFA, Amerika kıtasında da CES teknoloji dünyasının en önemli fuarları. IFA 3-4 senedir epey canlanmış ve hem üreticilerin hem tüketicilerin dolayısıyla gazetecilerin de ilgisini bir hayli çekmeye başlamıştı. Nedendir bilemiyorum ama bu yıl ben IFA’da beni heyecanlandıracak pek bir şey bulamadım.

Üretici tarafında baktığımızda Sony Mobile dışında kayda değer ürün tanıtan ‘DEV‘ yoktu diyebilirim. Sony Xperia XZ modelini fuarda duyurarak aslında stratejik olarak doğru bir iş yapmış oldu. Samsung alışık olduğumuz büyük, havalı ürün tanıtımını sadece Gear S3 için yaparak aslında iyi bir şov ama zayıf bir ürünle IFA’da kendini gösterdi. Lansman gerçekten çok etkileyiciydi bunu kabul edelim. Böylesine teknolojinin iç içe yedirildiği lansmanlar gerçekten çok ilgi çekiyor. Aklıma da şu soruyu getirmiyor değil tabi

“Ürün beklentileri çok karşılamayabilir, şov kısmını güçlü tutalım sırıtmasın namımız yürüsün…” mü denmek isteniyor?

Sebebi nedir bilinmez ama dediğim gibi genel anlamda ‘silik’ bir IFA geldi geçti

Gelelim Başlığa…

Son dönemde teknoloji basının arasına kara kedi girdiği çok belli oluyor. Yıllardır tüm enerjilerini, emeklerini bu sektöre yapan arkadaşlarımızın sosyal medya üzerinden kavga etmesi, bir birlerine laf atması bence çok hoş olmuyor. Elbet sektörün problemleri, baskıları bir gerginlik yaratmış olabilir. Bunun çözümü bu şekilde olmamalı diye düşünüyorum. Tabii bakış açısı işi; “sen güçlüsün”, “ben güçlüyüm” davasına dönüştürmekse daha soğukkanlı kalınabilir. Böyle giderse iş daha çirkin bir yere doğru gider ve emin olun bu savaşın kazananı olmaz. Üstelik bu olayların başka bir yansıması daha var ki o çok daha önemli bence. Takipçiler, izleyiciler, okurlar siz ne derseniz diyebilirsiniz. Bu olaylardan onlar çok fazla etkileniyorlar. Yaş ortalamalarını da göz önüne aldığımızda bu işin gittiği yer çok daha tehlikeli bir bölgeye geçiyor.

Bizim bile videolarımızın, sosyal medya paylaşımlarımızın altına sıçramış olan bu garip olaylar zinciri rahatsız edici bir boyuta gelmiş durumda.

‘Abi size şöyle dedi, sen bir şey demeyecek misin?’ Bla bla…

Biz ekip olarak bu tip olayların içinde olmaktan, bu sektörle ilgili pek çok konuda yanlış anlaşılmaktan bile çekiniyoruz. İzleyenler, okuyanlar bizi biliyor. En büyük kaygımız ve gayretimiz doğru, dürüst herkese eşit mesafede içerik üretmek. Başka hiçbir hesabımızın olmaması bizim gerçekten bu zor dünyada büyük bir özgüvenle ve kafa rahatlığıyla işimizi yapmamızı sağlıyor. İzleyici, okur kalitesi de bu paralelde gelişsin istiyoruz. Biliyoruz ki bunu böyle yaparsak her şey doğru yolda gidecek. Kavga, hakaret değil tatlı rekabet sektörel anlamda başarı getirecektir.

“Sana mı düştü, sen ne diye bu konuda ahkam kesiyorsun?” diyenler olacaktır. Normal. Ben 25 yıllık gazeteci, haberciyim. Bu sektörde iş yapan arkadaşlarım, kardeşlerim için iyi olanı istiyorum. Bu ekosistem global rakiplerimizi sürekli gördükten sonra başka türlü büyümez ondan yazıyorum. Yoksa ben ve benim gibi olanlar da “bana ne yesinler birbirlerini” derlerse küçük dünyamızda kendimizi kral hissetmeye devam ederiz ki bu bugünün dünyasında en olmamamız gereken nokta. Milli takım gibi düşünün. Biz de aslında dünya basınının içerisinde ülkemizi temsil ediyoruz. Büyük organizasyonlarda onlarla içerik üretme yarışına giriyoruz. Coğrafyamızın verdiği dezavantajları en aza indirip onlara karşı ülkemizi göstermeye çalışıyoruz. Ülkemizde teknoloji dünyasında iş yapan onlarca global şirket bizim yaptığımız her şeyi merkezlerine rapor ediyor. Bu kadar genç nüfusu olan, teknolojiye meraklı bir ülke onlar için çok önemli. Daralan pazarları bizim gibi ülkelerle genişletmeye çalışıyorlar. Saygınlığımız ve güvenirliğimiz için bu sektörün kalitesini de yüksek tutmak bizim en büyük görevimiz.

HAFTANIN BİR DİĞER ÖNEMLİ HABERİ

teknosafari.com da bir haber var. YouTube Vloggerlara sansür uygulamaya başladı. Bunun en büyük sebebi markaların küfürlü ve seviyesiz içerikler ile aynı ortamda bulunmak istememesi. Kimsenin sözünü dinlemeyen YouTube, reklam verenin bir uyarısı ile tüm anlaşma şartlarını değiştirdi. Bu bir taraftan doğru bir taraftan da kafalarda çok soru işareti oluşturdu. Özgür platform söylemi sıkıntıya düştü. Bir taraftanda YouTube haklı. Sen özgür içeriklerini üretmeye devam et ama para kazanamazsın diyor. Ben seni engellemiyorum. Bu konu bir müddet daha çok konuşulacak. Ben de takipte olacağım. Haftaya görüşmek üzere……..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here